düşünüyor..

7 kişi kendisini tutuyor, 12 arkadaşı var.


şu an yaşadığı yer İstanbul. Baytar Yamağı (Baytarcık) olarak çalışıyor.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. müzik

    müzik

    2706 üyesi var. üyelik serbest.
  2. Metal

    Metal

    2046 üyesi var. üyelik serbest.
  3. yeraltı edebiyatı

    yeraltı edebiyatı

    1843 üyesi var. üyelik serbest.
  4. kedi sevenler

    kedi sevenler

    1745 üyesi var. üyelik serbest.
  5. taksim

    taksim

    1151 üyesi var. üyelik serbest.
  6. psikolojiksorunlular

    psikolojiksorunlular

    1068 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  7. düşünce çöplüğü

    düşünce çöplüğü

    958 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  8. rock

    rock

    3461 üyesi var. üyelik serbest.
  9. Kuş

    Kuş

    1009 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  10. death metal

    death metal

    353 üyesi var. üyelik serbest.

1 2

Hariçten Gazel Monologlar.. rss kaynağı

kimse benim hakkımda bişiy diyemez.. Anca yorum yapar.. :D

bugün iyi bir gün..

NorwegianForestCat   19 saat önce  

Uykum kaçtı gene bu gece..
Kıçımdan çıkan şahmeranları saydım ama kuyrukları dolaştı gene aklımın en ince sinir kıvrımlarında..

NorwegianForestCat   4 gün önce  

- aşkım yıldızları görüomusun..?
- onlar yıldız değil gökyüzünün göt delikleri..!

NorwegianForestCat   28 Haziran 2008 00:20  

Bugün iyi bir gün.. Evet iyi..

NorwegianForestCat   25 Haziran 2008 13:29  

19:06.. pekde iyi birgün değil.. :. /

NorwegianForestCat   25 Haziran 2008 19:07  

Bugün kötü.. Evet kötü birgün bugün..

NorwegianForestCat   24 Haziran 2008 21:16  

Dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü, korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. Bekledim. Beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım. Evet, bilmiyordum. Bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. Sevişirken sözlük kullanıyordum hala. Ama, seni seviyordum. Ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana. Sana yaklaşamıyordum. Yasaklanmıştın adeta. Çiğnemeye çalıştığım yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunç şeklini korusan da, farketmiyordu hiçbir şey. Küçük bir ateş. Küçücük bir ateştin sen. Sönmekten ürken bir ateş. Bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş. Aşkın mecali kalmamıştı. Sessizce sokuldum yanına. Acıyla irkildin. Gülümsedim. Gülümsememe anlam veremedin elbette. Kimdi bu? Ne istiyordu? Tanımadığın biri. Hatıralarını darmadağın etmeyi planlamış bir yabancı. Fuzuli bir beden, karşındaki. Usulca uzandım,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Kimi geceler penceremden uzayı seyrederim. Uzayın adını ben koymadım. Uzayın adını yıldızlar, gezegenler kendi aralarında kararlaştırmışlar. Rahatlatır beni o. Bütün yağmurlar, uzayın derinliklerinden gelip yağar diye düşünürüm. Yağmurlar başka galaksilerden gelip yağar. Romantizme uyum sağlamak için de değil. Öyle. İşin gerçeği budur. Yağmurlar, bu dünyaya ait sanma. Bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de. Lekesiz bir yalnızlık. Lekelenmeye müsait bir yalnızlık. Tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken. Pişmansın. Pişmansın kapıp koyveremediğin için sanki. Elinde olsa, avaz avaz bağıracaksın sokaklarda. ‘Neyim ben? ! ’ diye haykıracaksın. Olmuyor tabii. Olmuyor. Sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden, sıyrılıp kendi affına sığınıyorsun. Beni anlayacağın günler gelecek. Beni de göreceksin. Benimle tamamlanacak bir şeye benziyorsun çünkü. Korkma lütfen,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. Kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam. Çay pişiririz. Çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. Sonra da sen anlatırsın: Sevdiğin filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdiğin... hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. Ben sıkılmam. Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. Seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. Bir insan, bir insanı sıkamaz. Bir insan canı isterse sıkılır. Hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. Hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. Endişelenmen gereksiz,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Olması gerektiği kadar fedakar biriyim aslında; daha fazlasını umma açıkçası. Endişelerim, ideallerim, halletmeye çalıştığım meselelerim var. Başkalaşmaya çalışıyorum. Gözardı edilmiş tutumlar edinmek hoş. Değişmek, hiç de zor değil. Yalnızca özgür olabilsem, sorun kalmayacakmış gibi sanki. Anlaşılmak istiyorum: sevdiğim bir şarkıyı herhangi biriyle paylaşırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu. Evet, tıpkı bu. Sese, ahenge kapılırken, kendini müziğin ritmine verirken yanında bir diğerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sadeleşebilmek. Birlikte dansedebilmek gibi. Sen hastayken başucunda birinin sabaha kadar oturması gibi. Arada bir alnındaki teri silmesi, üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi. Bir başkası için hayatta kalma çabası gibi sanki. Ölmek için değil, yaşamak için uğraşmak gibi. Ummadan, hayal etmeden, sıradan, olduğu gibi.doğal. Ve ciddi. Ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü. Bu gücü yanyanayken yaratabilme yeteneği. Ben bu yeteneğin bir parçası olarak sokuluyorum sana. Masallarla geliyorum. Efsanelerle geliyorum. Herhangi bir insanın birikimiyle geliyorum aslında. Artniyetsizim. İnan,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Bazı sorulara cevap bulamadım; kuşkusuz gerekli de değildi bu. Soruyu soru halinde bırakıp sahici yanını korumaya çalışmam, cehalet mi sanıldı acaba? ! Bedenlerin bedenlerden istedikleri, ruhların, ruhlardan çıkarttıkları, karşılıklı acıların birbirlerinin etkisini arttırdıkları vakitlerde düştün aklıma. Aklıma yayıldın. Ne kaybedebilir, ne kazanabilirdim ki artık: Ortadaydım işte! Bir başkasının mal varlığına dönüşmeden yaşayabilmenin yalnızlığıydı bu. Hayır! Melankoli diye adlandırma bu durumu; ortak bir açı yakalayamama sorunu galiba. Her kadın gibi doğurmak hevesi, her erkek gibi dağların doruklarında biraz gözden ırak hüzünlenme denemeleri aslında. Kusura bakma, kafam biraz dağınık,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar da yapabilir. Kızmamalısın. Darılmamalısın eğer bir kardeşlik varsa aranızda. Sevgi, hoşgörü takıntıları da değil. Bir elmanın kırmızı olması, bir gülün öyle kokması, bir derdin halledilmesinin ardından gelen ferahlık kadar sıradan ve güzeldir hata yapmak da. Aşka çılgınlığın yakıştığı çağları neden unutalım? Neden tarihin çuvalına tıkalım tatlı serseriliği, az biraz sergüzeşt olmayı? ! Ilımlılık mı kurtaracak insanlığı? Alttan alma mı örtecek bunca çirkefi, zorluğu, belayı? Demokrasi, senin saçlarından güzel olamaz. Senin yüzünden daha güzel olamaz krediler, faizler, repolar, tahviller. Dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil, beni terkettiğin gecedir. Beni üzdüğün, yorduğun, yıprattığın gecedir. Bir kabahat mi gerçekten kendi dışında birine hayranlık beslemek? ! Gerçekten kırıyorsun beni,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Birinin peşindeyim ben; tanımsız bıraktığım birinin. Sessizliğin doyurduğu, biçimli ve endişeli birinin. Düşüncelerimi zapteden, kelimelerimi korkutan birinin. Yanında huzurlu uyuduğum, mutlu uyandığım birinin. Onunla olmakla, onunla birlikte yaşamakla gizli bir gurur duyduğum, asla kıskançlığa ya da sahiplenmeye dönüşmeyen bir tutkuyla bağlandığım birinin. Onu arıyorum göğe her baktığımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme dokunacağını tasarlıyorum. Bütün aşkların payına düşen şiddetten arınmış, başkalarına aynı/ birbirimize farklı koktuğumuz bir sevginin yolu bu. Cesaretimi ondan alıyorum pervasızca ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda. Bir sır gibi saklıyoruz misafirliğimizi. Hüzün bitince geri döneceğiz çağımıza. İnsanlığa karışmaya hazır yapışık kalpler taşıyoruz aşkımızda. Bizim aşkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar. Yapacak çok işimiz var. Dövüşecek çok düşmanımız var. Kucaklayacak çok arkadaşımız var. Bizim sebebimiz bu. Bizim fazlalığımız bu. Belki de iksirimiz. Kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende, fırtınaya karışan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız. Yalan söylemiyorum

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Evet, sen de isterdin sanırım huzurlu yaşayabileceğin bir hayatın planlarını yapabilmeyi; kolaya indirgenmiş, biraz fazlayı aşırılıkta aramayan, ölçülü bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayı. “Rüzgara dur, yağmura yağma, mevsime değiş” demeyi; doğru, hepimizde biraz tanrıyı kıskanmak var galiba. Bütün günahlar da buradan kaynaklanıyor adeta. Hırslarımızın, çekincelerimizin odağı burası. Kazanmaktan çok, kaybetmeyi göze alabiliyoruz. Çikolata bile kurtlanabilir. Dondurma erir. Çiçek solar. Galiba önemli olan, onları yerinde yaşamak, yerinde korumak! Birer hatıraya dönüşseler bile! Kaç ölüme kaç doğuma şahit olduğunu hatırlayabiliyor musun? Sevmek, ifade edebilmek kadar, ifadeyi unutmamaktır da.

Şimdi sessizce uzaklaşmalıyım. Çünkü beni anlamadığını, anlamak için uğraşmadığını, hatta bunu önemsemediğini biliyorum. Aynı otobandaydık ve birimiz birimizin yanından geçip gitti. Hafızasızlığı, gurur saymanın adil yanı! . Hangimiz süratliydik; önemi kalmadı. Hangimiz daha özveriliydik; bunun da.. umarım mutlu olursun. Bunu bir çöküntü anında da söylemiyorum. Hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işte! . Yüzüme öyle bakma nefretle,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Benden uzaklaştıkça, bana ait olandan yakanı sıyırdıkça rahatlayacağını, herşeye yeniden başlayabileceğini sanıyorsun. Kimbilir, doğrudur belki de! . Adımın yaşamadığı, adımın özlemle anılmadığı yerlerde kime umut verebilirim ki zaten? Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin esrarı büyüleyici! Romantizmin kanına girdiği insanlar bencil ve hırslı!
Ben seninle birlikte yaşlanabilecek kadar erken yola çıkmayı istemiştim; maceramız uzundu çünkü. Maceramızın tahakküm altına alınamayacak kadar mükemmel olması, donanımımızla ilişkiliydi. Ynni, sen ne kadar sevecensen, ben ne kadar yıpratıcıysam.. o da o kadar mükemmeldi. Özveri denebilir buna. Evet, buna özveri demek beni mutlu ediyor. İnsan, özverinin çocuklara ad olarak verilebileceği bir dünyada tanımını kaybediyor. Bu kaybedişteki kaosun ritmiyle çekiliyorum sana. Sen bir mıknatıssın şeffaf ve ben, çekilirken sana içimdeki alelade ****l parçalarıyla, kan şekerim düşüyor, ağzım düşüyor, ellerim.. en çok da ellerim düşüyor! . Sakın ha üstüne alınma,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Ben seni kırmak için yaratılmadım. Uzun zamandır seni planlıyorum haksızca; cezalandırılacak kadar mı yabancı, tanınmaz ve suç yüklüydüm? ! Belki; seni çok yıprattığımın, bıraktığımın elbette farkına vardım, ama herşey mi benim aleyhte varoluşumla açıklanabilir? ! Beni, başta sana olmak üzere kimliklere karşı saldırganlaştıran koşulları tek başıma ben mi oluşturdum? Seni kaybettim. Bunu biliyorum. Seni kaybettiğimi sen çekip gitmeden önce de biliyordum. Ortadaydı. Bedel ve kefalet ortadaydı.. senin hakkında bir satır yazmamaya çalışmamın nedenini hiç düşündün mü? ! Sana ait olanları içten içe koruma uğraşı mıydı sanki bu: kuşkusuz. Hala da saygıyla ağlıyorum. Büyük bir tesadüfe yenildim, büyük bir eksen kaymasıyla, sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan gibi,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Elbette kızıyorsun bana; belki en çok da bu zayıflığıma kızıyorsun: Tedirginliğime, seni kaybetme endişeme, telaşıma, şaşkınlığıma, titreyişime, ürpermem, anlamlarını anlamamış kelimelerle yetinmeme, müzakerelerde bulunmama, buhranların yorduğu bir gençlik yaşamama, bilincimi sana yönlendirmeme, sürekli sürekli içmeme, kelimlerin kifayetsiz olma durumuna, vesaireye vesaireye.. İnadıma öfkeleniyorsun. Seni bırakmama, seni özgürlüğüne salmama hiddetleniyorsun. Bu da aşk işte! Bu da entrika! Bu da soysuzlaşmanın, aşkın getirdiği dalaveralarla kendine kilitlenmenin başka bir çeşidi! Peki anahtar nerede sevgilim? ! peki anahtarın üzerindeki yivler kimin eseri? ! Dur, dur, bağırma,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Bunlar da geçecek şüphesiz. Seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki.. bir küsme, bir burulma biçimiyle gidişinin ardından şehrin gri cephelerine fevkalade ağır bir el bombası gibi düşen bunaltının bıraktığı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki.. Yaralandım. Bütün noktalarımdaki nöbetçiler de yaralandı. Çığrından çıkmış bir ayaklanma gibi ağlamakta yalnızlığım. Bir gerçek aramıyorum felakete. Bir bahne göremiyorum arkadaşlarımın beni teselli etmek için söyledikleri kelimelerin hanesinde. Ama yokluğunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri. Ama bilemiyorum yağmurun ardından artık hangimiz suçlanacak.. Eğer hissediyorsan,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim. Ben bir cüce çocuk sevdim sende sıska. Şiddetli ve hayret uyandıran manevralarla kendi kanına olan saplantılı aşkını sevdim. O rutubet kokan loş yüzündeki kanalizasyonları, az kelimeyle kurduğun cümlelerdeki gizli soru işaretlerini, barlardan çatlak bardak gibi atılmayı beklemeni, serserice patlamalarını, yuttuğun toplu iğneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran utangaç hasret pozlarını sevdim. Dokunamadım sana. Parmakuçlarım neşterdi çünkü. Kırılan bir kemiğin sesiyle veda ederken,

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

NorwegianForestCat   20 Haziran 2008 19:17  

Hello darkness, my old friend,
i've come to talk with you again,
because a vision softly creeping,
left its seeds while i was sleeping,
and the vision that was planted in my brain
still remains
within the sound of silence.
in restless dreams i walked alone
narrow streets of cobblestone,
'neath the halo of a street lamp,
i turned my collar to the cold and damp
when my eyes were stabbed by the flash of a neon light
that split the night
and touched the sound of silence.
..
and in the naked light i saw
ten thousand people, maybe more.
people talking without speaking,
people hearing without listening,
people writing songs that voices never share
and no one dare
disturb the sound of silence.
..
"fools" said i, "you do not know
silence like a cancer grows.
hear my words that i might teach you,
take my arms that i might reach you."
but my words like silent raindrops fell,
and echoed
in the wells of silence
..
and the people bowed and prayed
to the neon god they made.
and the sign flashed out its warning,
in the words that it was forming.
and the sign said, "the words of the prophets are written on the subway walls
and tenement halls."
and whisper'd in the sounds of silence.

NorwegianForestCat   11 Haziran 2008 21:00  

Yeni bir başlangıçtır demir alıp denize açılmak. Gitmek için gittiğimiz zaman bir anlamı var bu sözcüklerin. Bu nedenle, başka bir ülke görmek, bir yerlere ulaşmak istiyorsanız, sizin sözcükleriniz olmaz Aganta Burina Burinata. Yeni bir doğuma çağrıdır bu üç sözcük; demir almayı istemek, arkada bırakılan hiçbir şeyi bir daha görmemeyi göze alacak denli cesur, kalsam mı sorusunu akla düşürmeyecek kadar tutkulu olanların arzusudur.
Ne çok demirler atarız yaşamımızın pek çok anında. Kök salmak isteriz, yerleşmek, hayat kurmak... Köklerinden sökülmek zorunda kalanların ya da göçebelerin hayatları hayat değildir yerleşiklerin dilinde. Ne zaman, nerede öğrendiysek hayatın yerleştiğimizde kurulacağını. Çocukluğun bittiği an da budur. Düşlerin imkânsız olduğuna ikna edildiğimiz anda büyümüş sayar toplum bizi. Sonra bir gün gelir, hayatlarımızın hayat olmadığı pelesenk olur dilimize. Çekip gitsek deriz, nereye olursa olsun. Kaçımız cesaret edebilir buna? Sözde kaçışlar yaratmaya çalışırız, tatile çıkarız, ev değiştiririz. İnsan, kendisini geride bırakmayı göze almıyorsa, demir almış sayılır mı? Kendi benliğimiz de bir başka demirdir sürekli daha derine saldığımız. Kendimiz dediğimiz ya da sandığımız şeyin kurallarından, en basit deyişle, Bu bana yakışmaz, demekten vazgeçemiyorsak, derinlerdeki bir demir toprağa hâlâ bağlı demektir; bu demirin zincirlerinin uzunluğu kadardır hareket yeteneğimiz.
Açık denizlerin albenisi burada olmalı. Sonsuz olmadığını bildiğimiz halde sonsuza kadar uzandığını hissederiz denizin. Bu sonsuzluk hissiyle büyüler bizi deniz. Hayatlarımızda sonsuz olasılığın bizi beklediğini anladığımız nadir anlar, gözümüzü denizle gökyüzünün birleştiği ufka diktiğimiz anlardır. Böyle anlarda denize açılmayı aklımıza getirmesek de, yenilendiğimizi hissetmemizi mümkün kılan denizin bize vaat ettiği sonsuz olasılıktır.
Bu sonsuz olasılığın içerisinde karşımıza çıkacak olanın hangisi olduğunu kestiremeyiz. Kestirmek, bilmek de istemeyiz zaten. Fark da yoktur aralarında: Gitmeyi düşündüğümüz yerden çok uzaklara bizi sürükleyecek akıntılarla, mavi bir salıncakta sessizce salınmamızın farkı yoktur. Aynı sonsuzluğun bize sunacağı iki olasılıktır bunlar sadece. İlla fırtınalarla boğuşmak istiyorum, ya da Ben sütliman denizlerde huzur bulacağım, diyenlerin sözcükleri değil Aganta Burina Burinata. Denizden gelecek olana, denizin getireceğine, bir derviş kabullenişiyle amenna diyebiliyorsak, demir alıp açıldığımızda yenilenmeyi, yeniden doğmayı umabiliriz.
Hep söylenegelir denizin sakladığı bilinmezlikler. Kara insanları bu yüzden, ısrarla denizin güvenilmezliğinden dem vururlar. Oysa, bilinmezliklerin bilinire dönüşmesi bu üç sözcükle başlamıştır, Aganta Burina Burinata’yla. Demir alıp da yola düştüğümüz an, artık bilinmez bir şey değildir deniz. Bizim de bir parçası olduğumuzu duyarız bu mavi sonsuzluğun. Artık denizde değil, denizizdir. Bir Zen üstadının dediği gibi; okçu ancak kendini unutup ok olduğunda vurabilir hedefi. Bilinmezlikler de ancak böyle bir bütünleşmeyi kabul ettiğimizde bilinebilir hale gelir. Böylesi bir bütünleşmeye çağrıdır Aganta Burina Burinata. Bu andan sonra denizi keşfederken kendimizi, kendimizi keşfederken denizin bir yönünü keşfederiz.

NorwegianForestCat   03 Mart 2008 23:39  

İnsomnia Argümanları rss kaynağı

adresi: http://norwegianforestcat.sosyomat.com/blog
4 yorum var - 4 gün önce yazılmış
4 yorum var - 4 gün önce yazılmış
5 yorum var - 4 gün önce yazılmış
4 yorum var - 15 Haziran 2008 12:12 yazılmış
4 yorum var - 14 Haziran 2008 12:18 yazılmış
0 yorum var - 11 Haziran 2008 17:06 yazılmış
2 yorum var - 10 Haziran 2008 20:26 yazılmış
1 yorum var - 10 Mart 2008 17:31 yazılmış

hani nerde ?

Thedya   1 gün önce  

sağa ne lan..

sizel   17 saat önce  

panom senindir lilitim istediğine çemkirebilirsin.. =))) ehhaaha..

NorwegianForestCat   17 saat önce  

vip e yazdım lan böcüğüm..baksana bi.:)

sizel   16 saat önce  

minnoşuumm nerdesin..pisi pisii..sana sütlaç yaptım..(senin fikrindi)

UnTiTLe D   1 gün önce  

bayılırım sütlaça.. geldim geldim..

NorwegianForestCat   1 gün önce  

yarasın kedime..hoşgeldiin..

UnTiTLe D   24 saat önce  

sen hoşgeldin.. özledim seni sahip nerelerdeydin..

NorwegianForestCat   24 saat önce  

valla uyuyodum minnoşum yaa..hehehe..

UnTiTLe D   23 saat önce  

amma uykucu oldun bu saate kadar uyunurmu a.q.. mama tasım boş benim.. acıktım beeean.. =))

NorwegianForestCat   23 saat önce  

lülülü
telefonun çaliy

proudmary   1 gün önce  

gerçek..???????

NorwegianForestCat   1 gün önce  

kahven sogudu kusarkadasim=/

YorumSu   2 gün önce  

tekrar yaparmısın benim için..?? :D

NorwegianForestCat   1 gün önce  

biraya ne dersin?

YorumSu   21 saat önce  

allah derim.. ısmarlarmısın..??

NorwegianForestCat   16 saat önce  

yine yazanım yok a.q..

NorwegianForestCat   3 gün önce  

ben varım m.k..benim canım minnoşum..

UnTiTLe D   3 gün önce  

bi sensin zaten a.q.. canım sahibim benim..

NorwegianForestCat   3 gün önce  

kıymetimi bil minnoşçum..pisi pisi..

UnTiTLe D   2 gün önce  

aksini düşünme meleem.. bilioz elbette..

NorwegianForestCat   2 gün önce  

oooyy..yavru kedim..

UnTiTLe D   2 gün önce  

gel pisi pisii..mama varr..

UnTiTLe D   5 gün önce  

miyaaww.. koşa koşa gelirim..

NorwegianForestCat   5 gün önce  

yemek olunca hemen geldin di mi lan obur kedi..garfiyılt kılıklı seni..

UnTiTLe D   5 gün önce  

hayır sen çaardın die geldim a.q.. kalbimi kırdın şimdi sahip..

NorwegianForestCat   5 gün önce  

migrenini sikiim kuşuma bişi olmasın..

sizel   6 gün önce  

geçti lan hatun.. ama sen genede sik.. :))

NorwegianForestCat   6 gün önce  

bu gidişle buharlaşıp yok olucam m.k..

UnTiTLe D   27 Haziran 2008 20:45  

ben buharlaştım zaten a.q.. kıçım bacaam birbirine yapıştı..

NorwegianForestCat   27 Haziran 2008 23:53  

get ap, sıtand ap..

NorwegianForestCat   27 Haziran 2008 19:06  

işte benim özgürce hoplayıp zıpladığım yegane pano..yiring..

UnTiTLe D   26 Haziran 2008 16:47  

anaamm meleem gelmiş benim hoşgelmiş.. sefalar getirmiş..

NorwegianForestCat   26 Haziran 2008 18:31  

yiring..minnoşşşuummm..

UnTiTLe D   26 Haziran 2008 19:23  

burayı gene örümcek ağı bağlamış a.q..

NorwegianForestCat   25 Haziran 2008 13:39  

haçen pugün canim sikileey..

NorwegianForestCat   20 Haziran 2008 14:20  

sıkıldım gene a.q.. yaa.. :(

NorwegianForestCat   20 Haziran 2008 13:56  

koordinatörünü koordinatlarından y=x doğrusu edasıylan çaprazlama sikeyim..sana bişi olmasın minnoşum..

UnTiTLe D   15 Haziran 2008 15:04  

ehahaha.. sik valla beybimm..

NorwegianForestCat   15 Haziran 2008 18:23  

anam panom gene boş doldurmalıyım hemen..

NorwegianForestCat   13 Haziran 2008 16:53  

geldim beydim..evet kafam güzel..:/

UnTiTLe D   14 Haziran 2008 00:34  

insan sahibini bekler m.k nereye gittin??

UnTiTLe D   14 Haziran 2008 00:40  

kafası dünyanın en güsel insanı.. hoşgeldin.. gerçi ayılmışsındır şimdi sen..

NorwegianForestCat   14 Haziran 2008 11:19  

ayıldım beybim..yirim lan seni..

UnTiTLe D   14 Haziran 2008 13:24  

hay mına koyum..bi buluşamadık bee :/

UnTiTLe D   14 Haziran 2008 13:43  

Kuş VIP.. rss kaynağı

sadece kuşlara..

amanin yirim seni..

UnTiTLe D   14 saat önce  

yi benii.. mırrr..

NorwegianForestCat   14 saat önce  

minnoş..pisi pisi..

UnTiTLe D   13 saat önce  

baytarım aradı sen ewde yoktun aşı zamanım gelmiş ..

NorwegianForestCat   13 saat önce  

tamam bibiğim..yarın gideriz..

UnTiTLe D   13 saat önce  

a.q.. ne sorumluluk sahibi kediyim lan.. ehahahaha.. =)))

NorwegianForestCat   13 saat önce  

ilk ben yazdım yaşasın:)

sizel   16 saat önce  

o zamn sana bi hediye falan neyim vermek gerek.. =))) güsel bişy buliim..

NorwegianForestCat   16 saat önce  

hakettim ama evet..isterim hediyemi..almadan gelme sakın..:))

sizel   15 saat önce  

ben sana alıcam hedie ama oturaklı bişi almam lazım..

NorwegianForestCat   14 saat önce  

üstüne oturabileceğim bişi olsun hatta..en az 2 tekerli bişi..:D

sizel   14 saat önce  

şu bebek yürüteçleri varya ondan aliim ben sana hem oturuon hemde 6 tane tekerleği var kamyon gibin.. lkjdsflkjasdf ehahahaa..=))

NorwegianForestCat   14 saat önce  

kuşlara özel.. içimden geldi.. =)))

NorwegianForestCat   16 saat önce  

sevincimden içim dışıma çıktı benimde..:))

sizel   16 saat önce  

dediğim gibi sadece kuşlara.. özel kişilere.. sewinmekte haklısın tabii a.q.. =))) sdfagdghdf..

NorwegianForestCat   16 saat önce  

mutluluktan altıma ediciim şimdi..asdjklla:D

sizel   15 saat önce  

abartma lan.. =)))

NorwegianForestCat   14 saat önce  

evet kabul ediyorum abartı oldu biraz..:)) lakin mutluluğumu bi şekilde ifade etmeliydim kuşum..:)

sizel   14 saat önce  


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ